Tütüncü Büyükşehir’e aday mı?
Antalya SES ekibi olarak makamında ziyaret ettiğimiz Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü ile söyleşimizin ikinci gününde sorularımızı samimiyetle cevaplandıran Başkan, merak edilen soruların başında gelen ‘Büyükşehir’e aday olacak mısınız?’ sorusuna, “Bir Anadolu deyişi vardır; ‘Kul kurar, kader gülermiş’ der büyüklerimiz. ‘Her şey kader çizgisinde ilerler’ ama ben bugüne kadar sürdürdüğüm hiçbir göreve talip olmadım” diye yanıt verdi
Aynı sorunun kendisine yıllardır sorulduğunu söyleyen Tütüncü, “Kepez Belediyesi Başkanı olarak da elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Bundan sonraki sürece ilişkin Kepez’le ilgili çok önemli, büyük hayaller kurmaya devam ediyorum. Çünkü bulunduğum pozisyon bana bunu emrediyor” dedi. Tütüncü, Dokuma’nın yeniden halka kazandırılması konusunda da her şeyin şeffaf biçimde halkın huzurunda yapıldığına dikkat çekti
Başkan Tütüncü’ye son bölümde sorularımız ve cevapları aynen şöyle:
Önümüzde yerel seçimler var. Size ‘Seni büyükşehir başkanlığına düşünüyoruz’ deseler, siz ne cevap verirsiniz?
Bu zaten aktüel bir konu. Ben belediye başkanı olduğumda beri bu bana defalarca soruldu. 9 yıldır ben bu soruya cevap veririm. Bu konuda size de aynı cevabı vereceğim. Ben çok genç yaşıma rağmen çok önemli yerlerde sorumluluklar aldım. Benim için çok büyük bir onurdu. Ama ben sürdürdüğüm hiçbir göreve kendim talip olmadım. Partim beni uygun gördü. Benim tek bir derdim oldu. Bulunduğum yerdeki sorumluluğu en iyi şekilde en iyi yerine getirmeye çalıştım. O sorumluluk bilincini en iyi şekilde taşımaya çalıştım ve bir artı değer katmaya çalıştım. Benim farklı bir inancım var. Her şey kader çizgisinde ilerler. Sonuçta neyin ne olacağını bilmiyoruz. Çok güzel bir Anadolu deyişi vardır: “Kul kurar, kader gülermiş derler” Yani dolayıyla insanların plan yapmaları çok doğru ve yerinde bir şey değil. Biz plan yaparken hayatta ağlarını örmeye devam ediyor. Sonuç olarak ben hiçbir görevi talep etmedim. Partimin verdiği her görevi yaptım. Şu an Kepez Belediye Başkanıyım. Kepez Belediyesi Başkanı olarak da elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Bundan sonraki sürece ilişkin Kepez’le ilgili çok önemli, büyük hayaller kurmaya devam ediyorum. Çünkü bulunduğum pozisyon bana bunu emrediyor.
Büyükşehir yasasında son yapılan değişiklikle yetki ve yatırımlar ağırlıklı olarak büyükşehir Belediyesi’nde kaldı. İlçe belediyeleri de sosyal belediyeciliğe yönelmeye başladı. Bu anlamda Büyükşehir Yasası’ndan memnun musunuz? Değişiklik gerekirse neler yapılmalı?
Büyükşehir yasalarına göre daha doğrusu Türkiye’de belediyecilik düzenlemelerine göre büyükşehirler şehrin bütünü ile alakalı vizyonu ortaya koyar ve o vizyonla örtüşecek olan yatırımları yapar. Şehrin tamamını ilgilendiren yatırım çalışmalarını da büyükşehir belediyeleri yapar. Bir alt yapı, metro, tramvay yapılacaksa Büyükşehir yapar. İmarla ilgili düzenlemeler yapılacaksa imarın ana hatlarını çizen büyükşehir belediyeleridir. Bu çok yerinde ve doğru bir şey. Bu böyle olmalı zaten. İlçe belediyeleri ne yapar? İlçe belediyeleri üst yapıyı yapar. Uygulayıcı belediyelerdir. Planların hayata geçirilmesi, uygulanmasını ilçe belediyeleri yapar. Dolayısıyla bizimde bu anlamda çalışmalarımız üst yapı konusunda, imar uygulamaları konusunda ve tabii ki sosyal belediyecilik konusunda en güzel şekilde devam ediyor. Büyükşehir’le ilişkilerimiz oldukça iyi. Hatta şöyle söyleyebilirim, Kepez Belediyesi’nin geçmiş dönemlerine baktığımız zaman Büyükşehir’le Kepez sürtüşmesinin hiç yaşanmadığı bir dönemi yaşıyoruz. Bunun üzerine bir adım daha ileri giderek şunu ifade etmek istiyorum: son derece bir uyumlu bir çalışmayı ortaya koyuyoruz. Tabi bu uyumlu çalışmanın neticesi de Kepez’e yatırım ve bereket olarak geri dönüyor. Sağ olsun Menderes Başkan’da bizim her türlü talebimize cevap verme konusunda çok hassas davranıyor. Yapı olarak da çok nazik, kibar da bir insan. Dolayısıyla o nezaketi biz çok farklı bir bereket olarak Kepez’de yatırıma dönüştürüyoruz. Gül gibi geçiniyoruz yani. Bizim aramızdaki ilişkinin boyutu Türkiye’de çok az ilçe ve büyükşehir arasında vardır.
Adnan Menderes’e hayranlığınız nereden geliyor?
Benim ailem Demokrat Parti kökeninden geliyor. Tek parti döneminin, İsmet İnönü Türkiye’sinin birçok mağduriyetini yaşamış bir aileden geliyorum ben. Hem annemin hem de babamın ailesi Korkuteli’nde o mağduriyetleri yaşamış insanlar. Tabi Menderes iktidara gelince, ülke bir anda güllük gülistanlık oluyor. Devleti milletine hizmet için var olduğunu hatırlıyor ve gerçekten çok ciddi bir rahatlama oluyor. Tabi onun arkasından Süleyman Demirel’le devam eden süreç, Özal çizgisi, Erbakan vs. böyle hep sağ gelenekten gelen bir ailenin çocuğuyum ben. Küçüklüğümde dedem Adnan Menderes hayranıydı. Menderes’in iyiliklerini, güzelliklerini anlatırdı. 94 yaşında vefat eden babaannem ölümüne kadar da Menderes’e hep dua ederdi. Hep de onu asanlara karşı da beddua ederdi. Bu fotoğrafı da çok az görmüşsünüzdür. 1960 darbesinden sonra yok edilen fotoğraflardan bir tanesi bu. Peki, o fotoğraf neden duruyor? Siyasette en önemli gücün, halkın gönlünde edindiğimiz yer olduğuna inanıyorum. Halkın gönlünde yer edinmişseniz belki bir başvekil oluyorsunuz. Çok kudretli olduğunuz anda birileri sizi alaşağı ediyor ama gene o millet kendi içinden bir evlat yetiştiriyor. Yıllar sonra iktidara geliyor ve size itibarınızı iade ediyor. Turgut Özal zamanında Menderes’in ve arkadaşlarının itibarı iade edildi. O yüzden siyasette en büyük gücün halkın sevgisi olduğuna inanıyorum. Milletin gönlünde küçücük bir yer edinmek olduğuna inanıyorum. O fotoğrafı da çok uzun uğraşlar sonunda buldum.
Antalyaspor sıkıntılı bir süreç yaşıyor. Kepez Belediyesi olarak bir desteğiniz oluyor mu?
Belediyelilerin spor kulüplerini desteklemeleri ve de imkan oluşturmaları oldukça zor bir işi. Yasal olarak da zor bir iş pratik olarak da zor bir iş. Dolayısıyla bir Kepezspor olarak, yeni nesle gençlere, çocuklar, halka spor yaptırmayı misyon olarak benimsemiş bir spor kulübüyüz. 5 bin civarından çocuğumuz bu sene yaz spor okullarında eğitim gördü. Kışın 3 bin civarından çocuğumuz ders görüyor. 7 binin üzerinde lisanlı sporcuya sahibiz. Türkiye’deki en büyük spor kulüplerinden biriyiz. Aslında yasalara baktığınız zaman yasa koyucu hep şunu hayal etmiş: belediyeler ellerindeki imkânları halkına özellikle özellikle gençler, çocuklar spor yapsın diye kullansın. Bizim Antalyaspor’a ve Türk sporuna en önemli katkımız güçlü bir alt yapımızı var bizim. Bizim bu alt yapıdan çekip çıkardığımız yetenekli çocukları Antalyaspor başta olmak Türkiye’nin önemli spor kulüplerine transfer ediyoruz. Bunun çok da reklamını yapmıyoruz. Türkiye’de spor kulüplerinin daha çok transferler yoluna devam ettiği bir dönemde bizim kendi değerlerimizi yetiştirme çabamızın da Türk sporu adına takdir edilesi, çok önemsenmesi gereken bir husus olduğunu da ifade etmek istiyorum. Bu konu ile alakalı yapmış olduğumuz proje ve çalışmalar TFF tarafından da Türkiye’de örnek 4 proje olarak değerlendirildi kamuda. Sadece Antalyaspor değil - genel olarak bir şey söyleyeyim- biz Türkiye’nin farklı kulüplerine 30’un üzerinde sporcu kazandırmış bir belediyeyiz. Futbolcu haricinde 9 ayrı branşta da hizmet veriyoruz. Mesela Hentbol Milli Takımı’nda 7 tane kızımız var. Biz belediye olarak spora bu şekilde yaklaşıyoruz. ‘Profesyonel de yokuz ama amatörde iddialıyız.’
Antalya’da Dokuma olayı hem siyasette hem de halkta çok önemli bir yer almıştı. Dokuma arazisi ranta kurban gitmişti. Siz Antalya tarihinde, ‘Dokuma’yı Antalya’ya kazandıran adam’ olarak yazılacaksınız. Bu işi nasıl başardınız?
Biz oraya hiç para ödemedik. Sadece 2006 yılında benden evvelki belediye başkanının sözleşmeyi yaparken peşinat olarak aldığı bedelleri ödedik. 10 milyon dolardı. Resmi olarak bu sözleşme gereği ödenmiş olan 10 milyon dolarlık bir rakam vardı. O 10 milyon dolarlık bedeli ödedik. İkincisi de o bina ile alakalı belediyeye 5 milyon lira civarında yatırmış oldukları harçlar vardı onları ödedik. Onun haricinde herhangi bir ceza başka bir şey hiçbir şey ödemedik. Mahkemeler kapandı, her şey bitti. Geçtiğimiz yıl 2017 Aralık’ta tamamlamıştık. O zaman tapularını aldık. Biz o şirketle bu işi sonlandırmanın bütün aşamalarını halkımızla paylaştık. Bu kadar kapalı kapılar arkasında sözleşmelerin imzalandı, dönemin il başkanı ile dönemin belediye başkanın gerildiği bütün partilerin il başkanlarının müştereken işlemin iptali için dava açtığı ve sonrasında hatta belediye başkanının tekrar aday gösterilmemesi ile sonuçlanan, sivil toplum kuruluşlarının eylemler yaptığı bir durumla ilgili olarak, kapalı kapılar arkasında hiç bir şey kalmasın, her şey açık ve şeffaf olsun diye toplumun gündeminde toplumla bu işi yapmak önemli bir yönetişimin örneği oldu.
