Konyaaltı’nda mücadele bayrağını yükselteceğiz
Budak: İnsan odaklı yönetim için adayım
İnşaat mühendisi Orhan Budak, Konyaaltı Belediye Başkanlığı aday adaylığı sürecini değerlendirdi. Budak, son 20 yılda hızla gelişen Konyaaltı’nda altta kalmış gizli sorunların olduğunu belirterek, “Biz Konyaaltı’nda mücadele bayrağını yükselterek, lütuf değil hak, keyfiyet değil hukuk ve sadaka veren değil kaynakları adil yöneten bir yönetim modelini inşa edeceğiz” dedi
Başarılı bir iş hayatınız var. Neden belediye başkanlığı adaylığını seçtiniz?
Tarihe baktığımızda ‘yönetim’ denilen kavram genelden özele ilerlemiş. Önce toplumun genel kuralları düzenlenmiş. Buna da ‘devlet’ demişiz. Daha sonra alt birimler örgütlenmiş ve yaşama geçirilmiş. Buna da “belediye” ya da “yerel yönetimler” demişiz. Örgütlenme alt birimlere doğru kaydıkça yönetimler toplumun genel ihtiyaçlarından tek tek bireylerin ihtiyaçlarını giderme noktasına doğru kaymışlar. Yani toplumun ihtiyaçlarına dokunan anlayıştan bireyin ihtiyaçlarına doğru kaymışız. Bu noktada ben de bireyin ihtiyaçlarını önceleyen bir anlayışa sahip olduğum için yerel yönetimleri çok önemsediğimden dolayı belediye başkanlığına aday oldum.
Bu söylediğiniz genellikle bütün aday adaylarının kurduğu bir cümle. Sizin farkınız nerede?
Elbette. Öncelikle şu tespiti yapalım. Yerel yönetimler, doğrudan demokrasi ile temsili demokrasinin arasındaki bağın en güçlü olduğu yapılar. Başta muhtarlık sistemi olmak üzere o bölgede oturan herkesin yönetime katılma araçlarının en fazla olduğu model. Biz bu modeli daha da geliştireceğiz. Konyaaltılılar, beş yılda bir oy verip evine geri dönen kişiler değil, yönetime bizzat katılan, kendisini yönetimin bir parçası olarak hisseden ve bunun sorumluluğunu duyan insanlar olacaklar. Bunun araçlarını üreteceğiz. Bu araçları da yine başta muhtarlarımız olmak üzere Konyaaltılılar ile birlikte oluşturacağız. Bu modelle belediye insan yaşamlarına dokunmayacak. Bizzat bireylerin kendileri kendi yaşamlarına dokunacaklar. Kendi sorunlarını tespit edip yine kendi sorunlarına çözüm üretecekler. Belediye, olması gereken noktaya, birey ile bireyin ihtiyaçları arasında bir köprüye dönüşecek.
Altta kalmış gizli sorunlar var
Konyaaltı’na gelelim biraz da. Konyaaltı’nda sizce öncelikli çalışma ne olmalı?
Dışarıdan baktığımızda Konyaaltı, temel belediyecilik sorunlarını önemli ölçüde çözmüş gibi görünüyor. Bu görünüm altta gizli olan sorunların da üstünü kapatıyor doğal olarak. Bildiniz gibi Konyaaltı, son 20 yılda bu noktaya geldi. 20 yıl öncesine baktığımızda sahilinde hala obaların kurulduğu küçük bir alandı. Doğal olarak bu kadar hızlı büyüme, beraberinde pek çok sorunu da birlikte getirdi. Konyaaltı’nın büyümesi, sürdürülebilir bir büyüme değildir. Bu sadece Konyaaltı’nın değil, şu anda ülkemizin temel sorunudur. Biz de küçük ölçekli olarak Konyaaltı’nda benzerini yaşıyoruz. Bugün ihtiyacımız olan, geçmişten bugüne elde ettiğimiz birikimleri de değerlendirerek kendiliğinden ve spontane olan bu büyümeyi kontrollü ve insan merkezli hale getirmemizdir. Konyaaltı ihtiyacı olan alt yapıya kavuştu. Bundan sonra da ihtiyacı olan yaşam standardına ulaşmalıdır. Artık temel belediyecilik ile sosyal belediyeciliğin iç içe geçtiği yeni bir yönetim modeli üretmeye ihtiyacımız var.
Sözünü ettiğiniz bu modeli biraz daha açar mısınız?
Bugün AK Parti iktidarının “biz yaptık” diye bize anlatmaya çalıştığı belediyecilik anlayışı çok daha eskiye 1989’a kadar gidiyor. Hatırlayın lütfen. 1989 yerel seçimlerinde o dönem SHP yerel yönetimlerde büyük başarı sağlamıştı. Ardından yerel yönetimlerde iktidara gelen RP ve devamında AKP iktidarları bu anlayışı devam ettirdiler. Kendileri bir model üretmediler. Sadece yaptıklarını insanların gözüne gözüne sokarak yaptılar. Aslında şu da söylenebilir. AK Parti’nin yerel yönetimlerdeki başarısı, SHP’nin uygulamaya başladığı sosyal demokrat belediyeciliğin başarısıdır. İşte biz de yönetim olarak kadro olarak sosyal belediyeciliği, olması gerektiği gibi, belediyeleri “sosyal dilenciliğin” araçları olarak değil, insan olmanın gereği olduğunu, bunun bir lütuf değil, her bireyin doğal hakkı olduğu gerçeğini anlatacağız ve bunu yaşama geçireceğiz. Toplumun tüm kesimlerine dokunacağız, onlarla birlikte yine onların sorunlarını çözeceğiz ve bunu yaparken de yakamızda bugün sosyal demokrasinin temsilcisi olan CHP’nin rozetini taşımaya devam edeceğiz. Çünkü ancak kimliğinizi unutmazsanız bunun bir lütuf değil, bireyin temel hakkı olduğunu anlatırsınız. Bunu yapmazsanız, bir süre sonra insanlara “ulufe” dağıtan bir yapıya dönüşürsünüz.
Partimizin tavrı net
Konyaaltı’nda hala tartışılan, Konyaaltı Sahil Projesi, Boğaçayı Projesi gibi büyük yatırımlar var. Bunlarla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Bu projelerle ilgili partimizin tavrı nettir. Süreç de bizim haklı olduğumuzu göstermeye başladı. Eğer, -ne kadar büyük olursa olsun- bir projenin merkezine insanı değil de rantı oturtursanız eninde sonunda gelip bir kayaya çarparsınız. Konyaaltı Sahil Projesi’nde örneğini yaşıyoruz şimdi. Bu proje insanların rahatı, gelişmesi ve refahı için değil, belirli çıkar odaklarına rant yaratılması için üretildi. Şimdi de ilan edilen konkordato ile belirsizliğe doğru yol alıyor. Boğaçayı’nda da durum daha farklı olmayacak. Amacınız rant olursa ne çevre sizin için dert olur ne de insan. Biz temelde bu noktaya karşı çıkıyoruz. Elbette bu ve benzeri projeler olacaktır. Ama merkezinde insan olduğu sürece. Bu aynı zamanda, ülkemizin içinden geçtiği koşullarda ‘hak, hukuk ve adalet’ mücadelesinin bir parçasıdır. Yerel yönetimler, bu mücadelenin birinci derecede uygulama alanlarıdır. Biz de Konyaaltı’nda bu mücadele bayrağını yükselterek, lütuf değil hak, keyfiyet değil hukuk ve sadaka veren değil kaynakları adil yöneten bir yönetim modelini inşa edeceğiz.
