Komisyoncu kendisini karalıyor
Kumluca halinde komisyonculuk yapan Sait Öztürk, gündeme gelen ve kararı seçim sonrasına ertelenen yeni Hal Yasası ve komisyonculuğun kaldırılması ile ilgili komisyonculuğun kaldırılacağını inanmadığını belirterek, asıl sıkıntının komisyoncuların az vergi ödemek için faturalara düşük fiyat yazmak olduğunu iddia etti. Komisyoncunun 1 lira 80 kuruşluk fiyatı olan ürünün faturaya 50 kuruş olarak yansıdığını, bunun da sofralara gidene kadar 4 lira 80 kuruşu bulduğunu söyleyen Öztürk, “Komisyoncu kendi kendisini karalıyor. Devlet bu anlamda müdahale etme konusunda haklı ama yanlış yerden müdahale ediyor. Buraya gelip komisyoncunun faturalarını kontrol etmesi lazım” dedi
Antalya’nın önemli tarım yerlerinden olan Kumluca’da çiftçiler zor durumda. Girdi maaliyetlerin yükselmesi ile masrafların çoğaldığını belirten çifçiler, komisyonculuğun kaldırılmasının da yanlış olacağını belirtti. Yaşanan sel felaketinde TARSİM’i olmayan çiftçilere devletin verdiği desteklerin yetmediğini söyleyen çiftçi Ahmet Öztürk, “Örneğin birinin komple serası gitti. O bir dönüm serayı vatandaşın tekrar kurması için 50 bin lira gerekli. Devletin gönderdiği para dönüm başı 8 bin lira. Komik rakamlar kısacası” şeklinde konuştu.
Merhem olmadı
Kumluca halinde hem komisyonculuk yapan hem zirai ilaç bayisi olan hem de tarım ile uğraşan Sait Öztürk, kışın yaşanan hortum felaketinde TARSİM’i olmayan çiftçilere devlet tarafından ödenen paranın az olduğun açıklayarak, “Bir yaraya merhem olmayacak şekilde ödeme yapıldı. Felaketten zarar görüp de tekrar toparlanmaya çalışan çiftçi için bu zaman alacak. Dolayısıyla parası olan parası ile idare edecek. Olmayanlar da devlet kredileri ile idare etmek zorunda kalacak” dedi.
‘Çiftçimizin devletiyiz’
Hallerin kaldırılacağına inanmadığını söyleyen Öztürk, “Haller kaldırıldığı anda büyük marketler istediği şekilde istediği paraya mal alacak. Karşı tarafa da istediği fiyata satacak. Çiftçiden 3 liralık malı 1 liraya alacak. Birebir pazarlama olunca olmaz. Olsaydı herkes tek tek araziye giderdi. Komisyonculuğun adı kalsa bile biz tüccar olarak işimize devam ederiz gibi geliyor bana. Ama Hal Yasası’nın da çok doğru bir şey olduğunu sanmıyorum. Çiftçilere sorsanız komisyonculuk kalksın mı? diye. Bizden önce onlar savunur. Biz komisyoncular, çiftçimizin devletiyiz. Devletten daha yakın devletiyiz. Şöyle anlatayım, TARSİM’den örnek verelim. Bir şey olunca yetkililer 3 günde günde geliyor. Komisyoncu çiftçinin başına bir şey geldiğinde, gece 11’de gidiyor. Biz çiftçi adına malı tüccara veririz, aracıyız. Komisyonumuzu fiyat üzerinden yazmayız. Komisyonumuzu çiftçiden alırız. Çiftçi bize yetki vermiştir. Biz de onun malını satıp, parasına garantör oluruz. Yani kısacası biz çiftçiye daha yakınız. Anasıyız, babasıyız. Devleti kötülemek için demiyorum. Ama biz daha yakınız” şeklinde konuşarak çiftçilerin kendilerini savunacaklarını belirtti.
‘Devlet yanlış yerden müdahele ediyor’
Sıkıntının nereden başladığını açıklayan Öztürk, “Mesela patlıcan şu an 2 lira 80 kuruş diyelim. O kadarlık mala komisyoncu arkadaşlarımız 50 kuruşluk fatura kesiyor. Alan tüccar arkadaş da 2 lira 80 kuruşluk malzemeye 1 lira masraf koyuyor. 3 lira 80 kuruşa mal edip ürünü 4 lira 50 kuruşa satmak istiyor. Ürün görünürde buradan 50 kuruşa çıkmış ama 4 lira 80 kuruşa satılmış görünüyor. Yani komisyoncu vergi kaçırmak için düşük fatura kesiyor. Kendi kendisini karalıyor. Devlet bu konuda müdahale etme konusunda haklı ama yanlış yerden müdahale ediyor. Buraya gelip komisyoncunun faturalarını kontrol etmesi lazım. Yani aradaki vergi kaçakçılığının önüne geçmesi lazım. O zaman her şeyin önüne geçmiş olacak zaten” dedi. Devletin denetim yapması gerektiğini ama ürünü kaça sattığına karışmaması gerektiğini aktaran Öztürk, “Devlet kendi hakkını aradığında, faturaları kontrol ettiğinde her şey düzelecek” açıklamasında bulundu.
Maaliyetler çok yüksek
Ailesi ile yıllardır çiftçilik yapan ve ziraat mühendisi olan Ahmet Öztürk, narenciye bahçeleri olduğunu ve seraları olduğu bilgisini aktararak, girdi maaliyetlerinin çok yükseldiğini söyledi. Öztürk, “Her yıl yükseliyordu ama son zamanlarda daha çok olmaya başladı. Dövizdeki değişkenlik bizi çok fazla etkiliyor. Kullandığımız zirai ilaçlar ve gübreler ithal. İthal olduğu için kurun yükselmesi maaliyeti yükseltiyor. Örneğin plastik, demir fiyatları artıyor. Biz ekim yaparken bir sürü masrafımız oluyor. Bunlar fide, zirai ilaç, gübre, plastik, mazot gibi masraflar. Bu masrafları bir şekilde karşılıyoruz ama kar oranımız düştü. Zaten çiftçi hep borçla yapıyor bir şeyi. Yıl sonunda da borcunu ödüyor” şeklinde konuştu.
Zarar karşılanmadı
Devletin çiftçi için bir şey yapmadığını iddia eden Öztürk, “Bu sene zarar meydana geldi. Örneğin birinin komple serası gitti. O bir dönüm serayı vatandaşın tekrar kurması için 50 bin lira gerekli. Devletin gönderdiği para dönüm başı 8 bin lira. Komik rakamlar kısacası” dedi. TARSİM’i olmadığını söyleyen Öztürk, “Korktuk önümüzdeki yıl yaptıracağız. Bu sene biz zarara uğramadık ama önümüzdeki yıl için düşünüyoruz” dedi.
‘Çiftçinin sabrı taştı’
Komisyoncuların aradan kaldırılması durumunu doğru bulmadığını da belirten Öztürk, “Biz malımızı bir şekilde komisyoncumuza getiriyoruz. En azından bir garantimiz var. Mesela bugün piyasaya bakıp da mal getirdiğim zaman, komisyoncumu tanıyorum. Yıllardır karşılıklı güvenimiz var. Gece gündüz bir şey olsa, başımıza bir şey gelse bize ilk komisyoncu koşar. Komisyoncu da aradan kalkarsa biz malı kime vereceğiz? başka sistem gelse, adam kaçsa Ankara’ya gitse, nereden bulacağız adamı bir daha? Ama komisyoncunun kaçacak yeri yok. Buranın yerlisi. Bir şekilde benim paramı ödeyecek. Ben komisyonculuğun kaldırılacağını düşünmüyorum. Ama olursa da çiftçinin artık sabrı taştı. Gelsin yapsınlar çiftçiliği” diyerek atıfta bulundu.
İhracatçıya zamanında teşvik
İnsanları zorladıklarını aktaran Öztürk, “Bizim hiçbir beklentimiz yok. Sadece köstek olmasın. Sadece ihracatçıya, ihracata zamanında teşvik vermesi. Başka bir beklentimiz yok” dedi. İnsanların git gide çiftçilikten uzaklaştığını ve tarımla ilgilenmekten vazgeçtiğini aktaran Öztürk, “Benim elimde olsa, ziraat mühendisi olarak çiftçiliği bırakırım. Tarlamı satıp, parayı bankaya atar, faizi ile geçinirdim. Belki tembellik ama buna mecbur kalıyoruz artık. Çünkü yoruluyor insan. Amacım da çocuğumun tarımla uğraşması değil. Ona iyi bir eğitim verip istediğin şekilde yaşa diyeceğim. Türkiye’de tarım günden güne bitiyor. Bunun sebebi de tarımdan anlamayan tarım bakanları. Gelen gideni aratıyor” diyerek doğru politikaların uygulanması ve gidişata dur denmesi gerektiğini söyledi.
DİLAN ERAY
