Antalya’da var olmanın hikâyesi: Nuri Erkal

Antalya’da var olmanın hikâyesi: Nuri Erkal

 

75 yıl önce Diyarbakır’da başlayan bir yaşam. Gel zaman git zaman Antalya’ya demir atma. Ama ne demir atma. Birisi Kars’a, birisi Aydın’a olmak üzere iki sürgünün sonunda yine Antalya’ya geri gelme. Önce ve sonrası ile bir 12 Eylül filmi içerisinde hissediyorsunuz kendinizi. Nuri Erkal’dan söz ediyoruz. Antalya’nın kendi haline, sessiz, sakin deniz deryasından…

 

Önce, köy enstitülerinin devamı niteliğindeki öğretmen okulundan ardından da Edebiyat Fakültesinden mezuniyet ile başlayan edebiyat düşkünlüğü bir ömür boyu devam eden sevgili öğretmenimizden bahsediyoruz. Bugünlerde yine heyecanlı bir çalışmayı bitirmiş. Antalyalı şairleri derlemiş. Adını da, “Bir Güzellemedir Antalya” koymuş. Nuri Hoca sayesinde, içinde Şükran Kurdakul, Zeyyat Şahin, Muhammet Güzel, Vedat Sümbül, İdris Özyol, Hüseyin Aktaş, Cahit Kerse, Metin Demirtaş, Tuncer Çetinkaya, Behlül Dal gibi şairlerin olduğu ‘Antalyalı Şairler Antolojisi’ne sahip olacağız.

 

“Antalya’da insanlar; biraz Toroslar, biraz deniz, yani hem yalçın, hem de mavidir” anlatısı ile başlayan kitapta ilk sürpriz, MÖ 6. yy ‘da kadın bir ozanın Pamfilya’da yaşadığını öğrenerek başlıyorsunuz.

İnsanın içi acıyor

“Ben Bilitis, kaynakların denizden fışkırdığı, ırmakların taş yalaklardan aktığı ülkede doğmuşum” diyerek Pamfilya’yı tanımlayan Bilitis’i anlatırken Nuri Erkal, yılların verdiği derinliği gizlediği gözlerinde birden coşkunlaşıyor, bu topraklarda MÖ 6. yy ‘da kadın ozanın çıkmasının önemini anlatıyor. Anlatırken de vurguluyor: “Lezbiyen olduğu da söylenir. Düşünebiliyor musunuz? O dönemki anlayış ve hoşgörüyü. Bugün kadının konumu ile karşılaştırdığımızda insanın içi acıyor” diyor ve Bilitis’in bir şiirini sohbete katık ediyor.

 

Sev beni. Gülümsemelerle flütlerle

Örülü çiçeklerle değil ama

Yüreğinle ve gözyaşlarınla sev

Benim seni göğsümle ve iniltilerimle sevdiğim gibi

…

İnle! İnle! İnle! Ey kadın!

Eros, bizi acının içine çekiyor

Aşkını doğurmaktansa bir çocuk doğursaydın

Bu yatakta daha az canın yanar

 

Bilitis’in heyecanı bitmeden, Kaygusuz Abdal’a, Vehhab-i Ümmi, Sinan-ı Ümmi’ye kayıyor heyecanı. 13. yy ‘da Horasan erenlerinin Anadolu’ya gelişinde bu bölgeye yerleşen Abdal Musa’dan dem vuruyor. Abdal Musa’nın katkılarının edebiyattaki karşılıklarına göndermeler yapıyor, Kaygusuz Abdal üzerinden. Çağları etkileyen ve bugüne dek yansımaları ulaşan bu Anadolu aydınlanmasının kaynaklarından birisi olarak gösteriyor Antalya coğrafyasını. Anlatırken sizi de sarıp sarmalıyor, tarihin içinde elinizden tutup, birlikte yolculuğa çıkarıyor.

‘Borcumu ödemeye çalıştım’

“Hocam Diyabakırlısınız. Neden Antalyalı şairler Antolojisi?” diye soruyorsunuz heyecanına gölge düşürmemeye çalışarak. Çok sade, bir o kadar da derin bir cevap geliyor.

“Ben Diyarbakırlıyım. Ama burada, Antalya’da var oldum. Burası beni büyüttü, burası beni geliştirdi. Antalya’ya borcum vardı, elimden gelen buydu, borcumu ödemeye çalıştım” diyor tevazu ile.

Antalya bir memba

“Bu topraklar” diyor Nuri Hoca, “Bir memba. Başta Elmalı olmak üzere her zaman birilerini çıkarmış. Biz Kaygusuz Abdal diye biliriz. Ama Alanya Beyi’nin oğludur aslı. Bey oğlundan bir şair, mutasavvıf çıkaran topraklardır buralar. Ben de bu membadan kana kana içenlerdenim. Her yudumumda Abdal Musa’ya, Kaygusuz Abdal’a, Metin Demirbaş’a Hamit Macit Selekler’e ve nicelerine doydum. Ama gelecek kuşaklar da tanımalı bu insanları. Sadece bu insanları değil, bu toprakları, bu coğrafyayı tanımalı ve nerede yaşadığının ayırdına varmalı. Benimkisi, ‘ey insanlar, bu topraklarda bu değerler yaşadı’ diye tarihe not düşmek sadece. Saatlerce süren bir sohbet. İsmi anıldığında gözlerin yaşardığı Antalyalı şairler. ‘Bir Güzellemedir Antalya’ artık raflarda yerini alacağı zamanı bekliyor. ALİ TAŞ

 

 

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

AHMET DÖKDÖK
HABER YORUMLARI
Sizde Yorum Ekleyin
POPÜLER
SÜPERLİG PUAN DURUMU
# Takım O G B M P